Kaç taze pembe tende süzüldü, göz yaşları.. Adrenalin zirveye çıktı, çarpıntılı minik yüreklerde.. 10.Temmuz da açıklanınca OKS sonuçlarıyla karıştı akıllar.. Düşünce sardı, varış ve bitiş çizgisi üzerinde..
Sonuçlar açıklanınca aileler ve çocuklar şoke oldu. Net sayısına göre daha fazla beklenirken puanlar, tahminlerden düşük gelip keşmekeşlik içinde bir piramite hapsetti 14 yaş delikanlıları ve genç kızlarını.. Piramitin altına ve üstüne yerleşirken, ortaları boş kaldı. Adil bir dağılım ne yazık ki sağlanmadı, piramitin ortası boş olunca da eğitim şoku yaşandı!
Sıkıntı içinde, sisteme isyan dolu bakışlarda; çocuklar kime, niçin kızacaklarının bilinmezliği içindeler. Kaç öğrenci sıfır çekerken, hatanın kimde olduğu düşünülmeli!
Eğitim sisteminin ve eğitimcilerin bir daha kendileriyle hesaplaşmaları gerekmiyor mu?
Böylesine çarpık sonuçlarda, öğrencilerden önce anne-baba ve eğitimcilere;
“Ne oluyor?’’ Diye sormak düşmüyor mu?
Sekiz ay boyunca, ergenliğin alevli dönemini kitaplar, testler arasında geçiren öğrencilere; nasıl bir yaşam sağlanıldığı düşünülmelidir!
İki saatlik bir sınav sürecinde öğrencilerin başarısını nokta kutucuklara işaretlemelerini beklemek insafsızlık olmuyor mu?
Ne verdik, ne bekliyoruz? İşte önce bu soruya, cevabı anne- babalar ve eğitimciler versin istiyorum!
10 Temmuz gününden beri; “sevineyim mi, ağlayayım mı’’, diye şaşkın çocukları görmek canımı acıtıyor. Puanların geçen yıla göre 30 puan olarak düşürülmesi akılları allak bullak etti. Çocuklar gibi anne ve babalarında tatili zehir olacağa benziyor.. Bu sıkıntı yetmez gibi üç yıl sonra OKS nin kaldırılacağı haberi ise; çocuklara balyoz gibi ikinci şoku yaşattı!!
Çocukların yaşadığı psikolojik travmayı düşünen yok!!
Herkesin elinde sürpriz puanlar, okullar arası koşuş duruyorlar! Yazık değil mi bu çocuklara?
Onca harcanan zaman ve emek sonucundaki bu şaşkınlıkta, bilinçlerin alacağı yarayı düşünen yok mu?
Her şey den önce canımı sıkan, şu üç yanlışın bir doğruyu götürmesidir! Bu ÖSS ve OKS sınavı da olsa saçma bir şey!! Sınavda bile öğrenciler baskı altında ödünle-ödül arası stres içinde hayatlarına yön verecek olan iki, üç saati sırat köprüsündeymiş gibi yaşıyorlar!! Önce bu kural değişsin istiyorum!
Ruh sağlığı bozulmuş bir öğrencinin gelişkin Üniversite, Anadolu lisesinde okumasından çok yararlı sonuçların çıkacağını sanmıyorum.!!
Belki yarının; Doktor, Hukukçu, Mühendis, Öğretmen, İşadamı, Yönetmeni olacaklardır fakat, yaralı belleklerle nereye kadar toplumda ruh ve beden sağlığı yerinde bireyler var olacak ki?. Bunu düşünmek gerek!
Önce öğrencilerin ruh sağlığını tehdit etmeyen sınavlar olmalı ki, başarı sağlansın,toplumun sevgi dolu insancıl bireyleri çoğalsın! OKS sonuçlarında beklediğinin çok altında, (puan düşme azizliğini) yaşayan bir çocuğun hıçkırıkları hala kulağımda,aynen şöyle diyordu:
“Neden yaşamımda, derslerimde başarımda ve davranışlarımdaki değerlendirmelerde olumlu yönlerimdeki; üç doğrum bir yanlışımı kapatmıyor, affetmiyor, neden?
Niçin üç yanlışım doğruma dokunuyor?’’
Doğruları pekiştirip, kazanmak yerine kaybetmek ne kadar üzücü… Hataları affetmek kadar bağışlayıcı olmak varken hatadan dolayı psikolojiyi alt üst eden üç yanlışa bir kayıp endişesinde yine de başarıyı yakalayıp gösteren her tatlı, parlak zeka sahibi ergenliğin güzeli çocukları kutluyorum… Ve bu sınavla iki saat içinde kendilerini başarılı ve başarısız görmemelerini istiyorum. Her öğrenci kendi çalışma emeği, zamanı ile başarılıdır! Bence başarısızlık, ne OKS lilerin, ne de ÖSS’lilerindir! Asıl başarısızlık adaylara verilen haksızlık ve sistemdeki çarpıklıktır!
Tüm öğrencilerin yaşam sınavında başarılı olacağına inanıyorum, yeter ki psikolojik travmaları yaşatacak bu sistem değişsin… Bütün öğrencilere mutlu ve sevgi dolu yarınlar diliyorum!!
A.Esra Oskay
www.esraoskay.net www.esraoskay.com
Tasarım:
www.onlinetasarim.net |