Toplumsal yaşam bilinci, öncelikle bireyin kendisi için istediğini toplumun diğer üyeleri için istemesiyle başlar. Kendisi için sağlık, mutluluk, güvenlik ve kazanç isteyen bir kişi bütün bunları tek başına elde edemeyeceğini bilmelidir. Hiç kimse tek başına bağımsız ve bağlantısız olarak yaşamamaktadır. Sağlıksız, mutsuz, güvensiz ve fakir bir toplumda sağlıklı, mutlu, güvenli ve zengin olmak ve bunu sürdürmek kolay değildir.
Kendi çocuğunun iyi eğitim almasını isteyen bir aile diğer ailelerin çocuklarının eğitimsiz olması durumunda çocuğunun ilerde sorunlar yaşayacağını ve aldığı iyi eğitimin belki de bir işe yaramayacağını bilmelidir. Evinde mutlu ve güvenli bir yaşam arzulayan bir aile de çevresinde mutsuz ve güvenlikten yoksun ailelerin olması durumunda arzusuna kolay ulaşamayacaktır.
Yaşadığı, yürüdüğü, aracını park ettiği sokağı temiz tutmayan bir mahalle sakini, aracının küllüğünü boğaz köprüsü girişinde trafik tıkandığında yere boşaltan lüks bir araç sahibi, piknik yaptığı alanı, parkı bulduğu gibi bırakmayan bir aile toplumsal yaşama bilincinden ve kültüründen yoksundur. Benzer şekilde, evini yaptırırken mimari tasarıma, estetiğe, göz zevkine önem vermeyen bir bina sahibi de toplumsal düşünmemektedir. Başkalarını rahatsız edecek derecede yüksek seste müzik dinleyenlerin, diğer araçların geçişini engelleyecek şekilde yol ortasına aracını park edenlerin çok olması toplumsal yaşam kültürünün zayıflığını gösterir.
Toplumsal yaşam bilinci, evinin balkonuna salkım saçak çamaşır asmamak, balkonu çiçeklerle süslemektir. Sokağa, kaldırıma hiç pay bırakmayacak şekilde evini, duvarını yola dayamak yerine birkaç metre geriye çekilip yolu çimeni, çiçeği olan bir bahçe ile güzelleştirmektir. İşyerinin önündeki yolu, kaldırımı kendi alanı gibi işgal edip kullanmak yerine onu başkalarının daha rahat kullanmalarını sağlayacak şekilde düzenlemektir.
Farklılıklara saygı göstermek, yabancılara, yaşlılara, engellilere, farklı ve özel zevkleri ya da ihtiyaçları olanlara anlayışlı davranmak, kolaylıklar sağlamak toplumsal yaşam bilincinin yüksekliğinin ifadesidir. Bu bilincin yerleştiği toplumlarda farklı cinsiyetlerden, dinlerden, ırklardan, etnik kökenlerden insanlara aynı hoşgörü ile davranılır, ayırımcılık yoktur, yasaktır. Önyargılar, etiketlendirmeler ve psikolojik taciz en aza inmiştir.
Toplumsal yaşam, ilişkide bulunduğumuz tüm insanlara değer yaratmayı gerektirir. Başkalarının bizi kabul etmesi, kendilerinden biri olarak benimsemesi bizim onlar için yapacağımız faydalı çabaların karşılığı olacaktır. Bir aileye, kuruma, bir topluma ait olduklarını hissetmek, aidiyet duygusunu yaşamak isteyen kişiler bunun için öncelikle oradaki insanlarla iyi ilişkiler kurmaya ve bu ilişkileri korumaya, geliştirmeye çaba ve özen göstermelidirler. Bu çabayı ve özeni gösteremeyenler çoğu kez toplumda yalnız kalırlar, dışlanırlar.
Başkalarıyla iyi ilişkiler kurmak, toplumun bir üyesi olarak benimsenmek isteyen bir kişi düşünce ve davranışlarında, kararlarında ve eylemlerinde başkalarının haklarını ve çıkarlarını, ihtiyaç ve beklentilerini en az kendisininki kadar önemli görmelidir.
Bütün bunları düşünüp, konuşup, yazdıktan sonra dönüp çevremize baktığımızda ve gördüklerimizi Batı dünyasındaki görüntülerle karşılaştırdığımızda karamsarlığa düşme tehlikesi yaşayabiliriz. Arada gerçekten büyük bir fark vardır. Toplumsal yaşam kültürünün zayıflığını gösteren durumlar ve olaylar hemen her yerde, her zaman karşımıza çıkmaktadır. Ancak umutsuzluğa kapılmadan ülkesini seven ve geleceği düşünen insanlarla birlikte toplumsal yaşam bilincini yükseltmek için karar vermeli, bunu yapabileceğimize inanmalı ve eyleme geçmeliyiz. Yarın çok daha geç olabilir ve belki de çocuklarımız toplumsal yaşam kültürünün çok daha yozlaştığı bir ülkede yaşamak zorunda kalabilirler.
Prof. Dr. İsmet Barutcugil 1950'de Gaziantep'te doğdu. İlköğrenimini Malatya'da, liseyi İstanbul Vefa'da tamamladı. 1971'de İ.Ü. İktisat'ı bitirdi. 1975'te İktisat Doktoru, 1987'de Profesör oldu. Yazarın Uludağ Üniversitesi yıllarından sekiz kitap, dört bilimsel ödül ve 50 makalesi var. 1989'da RCBA Danışmanlık'ı kurdu. 1992'de DOOR Training temsilcisi oldu. Eğitim ve danışmanlık verdiği alanlar arasında; yönetim, insan kaynakları ve kişisel gelişim var. Barutcugil, evli ve üç çocuk babası.
ibarutcugil@rcbadoor.com |