Lübnan Cumhurbaşkanı M.Emile Lahoud , Birleşmiş Milletler (Çocuklara Yardım Fonu) UNICEF'in Lübnan'daki en üst düzeydeki büyükelçisi Ekrem Birerdinç'e, başarılı çalışmaları nedeniyle onur ödülü verdi.
                  |<<<@na sayfaya dön |      | Esra OSKAY'ın şiirleri | Esra OSKAY'ın makaleleri |      | Sayfa Sonuna Git |

       ÖĞRETME STRATEJİLERİ      Bireylerin öğrenmesinde birçok yol ve yöntem uygulanmaktadır.Bir konunun öğrenilmesinde birden çok yöntemin ve tekniğin birlikte kullanılmasıyla bireyin duyumlarına gelen uyarıların kısa ve uzun süreli belliğe transfer edilmesi,uzun süreli belleğin işletilmesi öğrenme stratejisi olarak açıklanmaktadır. Strateji yöntem ve teknik seçilirken belirleyici değişken hedef alınır.Buna bağlı olarak öğretme stratejisi yöntem ve teknikler ortaya konur.Strateji hedefe, yöntem stratejiye, teknik yönteme bağlıdır. Strateji metoda ulaşmak için öğrenme etkinliklerinin sıralanmasıdır.  
     Öğrencinin “öğrenmeyi öğrenmesi” en temel ilkedir.bunu üstünde öğrencinin duyusal durumunu etkilemek ve onun yeni bilgiyi edinmesi örgütlemesi ve bütünleştirmesini kolaylaştırmak temel amaçtır.         
      Öğretim faaliyetlerinin düzenlenmesinde öğretim hedefleri ve kapsam belirlendikten sonra kapsamın sunulmasında kullanılan pekçok öğretim yöntem ve teknikleri vardır.ancak öğretmenin kullanacağı yöntem ve tekniklerin doğru seçimi için öğretim stratejisinin saptanması gerekir Öğretmenin nasıl meydana geldiğini açıklamaya çalışan birçok psikolog bir ileri adım daha atarak öğretimin nasıl olması gerektiği üzerinde çalışmışlardır.Bunlardan Bruner (1966),Ausubel (1968) ve Gagne (1970) üç temel öğretim stratejisi önermişlerdir.Bu üç bilim adamı kendilerinden sonra gelen psikologları da büyük ölçüde etkilemişlerdir.Örneğin;doğrudan öğretim ve aşamalı öğretim adı verilen öğretim stratejileri Ausubel’in sunuş yoluyla öğretim ve Gagne öğretim etkinlikleri modelinden etkilenmişlerdir.Aşağıda bu bilişsel öğretim stratejilerinin özellikleri ve uygulanmaları açıklanmıştır. BULUŞ YOLUYLA ÖĞRENME Jerome Bruner insanın çocukluktan itibaren geçirdiği gelişim fonksiyonlarını incelemiş ve bunun dayalı bir öğrenme kuramı geliştirmiştir.İnsanın gelişim dönemlerini eylemsel dönem 0-3 yaş,imgesel dönem Piaget’in işlem öncesi dönemi ve sembolik dönemi de daha sonraki yıllar olarak üçe ayırmıştır. Bruner bu bilişsel gelişim hakkındaki düşüncelerine dayanarak buluş(keşfetme) yoluyla öğrenme kuramını kurmuştur. Bruner öğrenmede konu alanı yapısını anlamanın önemli olduğunu ve bunu anlayabilme yolunu bireyin öğrenmede aktif olması ve buluş yapması gerektiğini savunmuştur. Ayrıca öğrenmede tümevarım ve usavurma yolunun üstünlüğünü savunmuştur.Öğrenci merkezli öğretme-öğrenme sürecini savunmuştur. Buluş yoluyla öğretmenin temel görevi Öğrencilerini yönlendirmektir.Bu yaklaşımda öğretim öğrencinin merakını uyandıran bir soru ya da problem durumu ile başlatılır.Öğrenciler araştırma yapmaya denenceler kurmaya ve denenceleri test etmeye teşvik edilir.Öğretmen öğrencilere sorular yönelterek öğretim hedeflerini ulaşmalarına yardımcı olur.[ Buluş yoluyla öğrenme öğrencinin davranışları kendi gözlem ve etkinliklerine dayanarak kazanmayı esas alır.Burada öğretmenin rolü,kavramları ve ilkeri vermek değil öğrencilerin kendi kendine bulabileceği bir öğrenme ortamı yaratmaktır Buluş yoluyla öğrenmenin diğer bir avantajı problem çözmeye yönlendirici olmasıdır. Buluş yoluyla öğrenmede öğrenciler bilgiyi sadece alıp özümsemezler aynı hızda uygulamaya,analiz etmeye ve sentez yapmaya zorlanır. Buluş yoluyla öğrenmede diğer bir ilke ise öğrencinin merak duymasıdır ve merakını öğrenme boyunca sürdürmesidir.Bruner’e göre bütün çocukların içinde öğrenme korkusu vardır ve öğrenme içten güdülenme ile daha kolay oluşur ve bunun en güzel örneği de merak duymadır.Bu sebeple çocukların anlama,keşfetme süreçleri ve merakları yönlendirilmeli ve teşvik edilmelidir. Bruner’in öğrencilerin öz yeterliliğe sahip bağımsız olarak öğrenebilen bireyler olmasını sağlamak için öğrencilerin doğal ilgilerini uygun etkinliklerine yönelmesine buluşlar yapmasına ve merakına tatmin etmesine izin vermektir.Öğrencilere cevapları vermek yerine onları problemleri kendi kendine ya da küçük gruplarla çözmeye,cevabı bulmaya teşvik etmek gerekir.Öğrenci öğretmenin anlattıklarından çok kendi gördüğü yada yaptığı şeylerden yaralanır. Bruner buluş yoluyla öğrenmenin tümevarımla gerçekleştiğini kabul eder. Tümevarım birbirinden bağımsız örneklerden genellemeye veya bir kurala ulaşmadır.. Özel örnekler kullanılarak genel ilkeler formüle edilmektedir.Örneğin yeterince dörtgen örnekleri ve dörtgen olmayan örnekler verilerek öğrencilerin dörtgenlerin özellikleri bulmaları sağlanabilir. Tümevarım yoluyla öğrenmeyi teşvik eden bu yaklaşıma örnek kural yöntemi denir. Buluş yoluyla öğrenmede iki yaklaşımdan söz edilebilir.Kazanacakları kavram ve ilkeri bulmalarında serbest bırakılmaları ve ilgili kavramı ve ilkeyi bir bilim adamı gibi kendileri bulmalı.Böyle bir yaklaşım zaman alıcıdır.sonuç elde edilmesi her zaman mümkün olmayabilir.Diğer bir yaklaşım kılavuzluk ederek öğrencinin kavram ve ilkeleri bulmasını sağlamaktır. Buluş yoluyla öğrenme özellikle matematik,fen bilimleri ve dil öğretiminde etkili olarak kullanılabilecek bir stratejidir. Yapılandırılmamış Buluş:Yapılandırılmamış buluş planlanmamış doğal bir ortamda kavramları,ilkeleri bir problemin çözümünü bireyin kendi kendine bulmasıdır.yapılandırılmamış buluş bir bilim adamının bir araştırma projesi üstünde tesadüfen herhangi bir ilkeyi, kavramı bulması gibidir.Örneğin;arşimet’in hamamda altının özgül ağırlığını bulması gibi... Yapılandırılmamış buluş okul önceki dönemdeki çocuklar için uygun olmakla birlikte ilk öğretim,ortaöğretim ve yüksek öğretimde tercih edilir. Yapılandırılmış buluş:Öğretmen kazandırılacak hedef ve davranışları belirler.Sorular sorarak öğrencilerin ellerindeki verileri analiz etmelerine ve sonuca ulaşmalarına yardım eder. Hilloks (1984) tarafından yapılan bir meta-analiz çalışmada da yapılandırılmış buluşun hatırlama ve transfer üstünde sunuş yoluyla öğretimden dört,yapılandırılmamış buluşla üç kez daha etkili olduğu gözlenmiştir. Ancak her tür konuyu öğretmek için buluş yoluyla öğrenme etkili değildir.Önemli olan konu ve öğrencilerin özelliklerine en uygun stratejileri seçmek ve her durumda öğrencinin anlamlı öğrenmesini sağlayacak biçimde öğrenciye öğrenmede aktif bir rol vermektir. Buluş Yoluyla Öğretmeye Örnek Öğretim Hedefi:Öğrenciler dersin sonunda kenarlarına göre üçgen çeşitlerini söyleyebileceklerdir. Öğrencileri üç çeşit kenar,üç ikizkenar ve üç eşkenar üçgen verilir. Öğrencilerden üçgenlerin kenar uzunluklarını ölçüp,ölçüm sonuçlarını defterlerine yazmaları istenir.Öğrenciler ölçüm yaparken gözlenir ve yardıma ihtiyaçları olanlara yardım edilir.Ölçme işlemleri bittikten sonra öğrencilere yaptıkları sonucu ne buldukları sorulur. Öğrenciler elde ettikleri sonuçlara baktıkları zaman üç üçgenin bütün kenarlarını eşit uzunlukta ve diğer üç üçgenin bütün kenarlarını farklı uzunlukta olduğunu söyleyebilirler.Buradan da öğrenciler üçgenlerin kenarlarına üç değişik biçimde olabilecek sonucu çıkarabilirler. SUNUŞ YOLUYLA ÖĞRETME (EXPOSITORY TEACHING) Sunuş yoluyla öğretimin esaslarını Ausubel anlamlı öğrenme adı altında vermiştir.Bu yaklaşımda bilgilerin çok dikkatli bir biçimde düzenlenmiş sıralanmış ve öğrenci tarafından alınmaya hazır durumda verilmesi sürecidir.Anlamlı öğrenme için öğrenilecek bilgi ve beceriler kendi içinde bütünlük ve anlamlılık taşımalı öğrenci anlayarak öğrenmeye istekli ve onu gerçekleştirmeye kararlı olmalıdır. Sunuş yoluyla öğretme,öğretmen ve öğrenci arasında yoğun bir etkileşim gerektirir.Öğretmen öğrencilerin aktif olarak katılımını sağlamaya çalışır.Öğrenciler fikirlerini örneklerini tepkilerini açıklar,tartışırlar. Sunuş yoluyla öğretme bol örnek vermeyi gerektirir.ağırlık sözel öğrenmede olmakla birlikte örnekler,resimler,şemalar gibi görsel diğer uyarıcıları kapsar. Öğretim adım adım ilerler.Ders ön organize edici (advance organizer) lerle başlar.Her öğrenme basamağında önce ve yeni öğrenilenler arasında yatay ve dikey ilişkiler kurulur.Böylece öğrencinin anlamlı öğrenmesi sağlanır. (woolfolk,1993 Eggen ve Kauchack,1992. Sunuş yoluyla öğretim bazı yönleriyle buluş yoluyla öğretime benzer.Ancak sunuş yoluyla öğretimde ilke ve kavramları öğretmen sınıfa açıklar.Öğrenme öğretme etkinliklerinin merkezinde öğretmen vardır.Buluş yoluyla öğretimde ise; ilke kavramlarla ilgili genellemelere öğrenci kendisi ulaşır.Öğretmenin yolu öğrenciye kılavuzluk etmek ve öğrenme ortamını düzenlemektir.[ Sunuş yoluyla öğretmenin üç temel aşaması vardır.Bunlar;ön organize edicilerin sunulması (başlangıç), öğrenilecek yeni konunun,materyalin sunulması (gelişme), bilişsel örgütlenmenin güçlendirilmesi aşamalarıdır yani başlangıçta sunulan ön organize ediciler ve ayrıntılar arasındaki ilişkilerin gözden geçirilerek açıkça görülmesinin sağlanması, transferlerin yapılması (sonuç alma) bu aşamada gerçekleştirilir.. Öğretim süreci, hedefler, giriş davranışları, öğretme yöntemleri ve değerlendirme olmak üzere dört öğeden oluşur.
     ÖĞRETİM ETKİNLİKLERİ MODELİ Gagne öğrenme kuramlardan bilgi işleme modeline paralel bir öğretme modeli geliştirmiştir.Bu öğrenme modeline göre öğrenme olaylarında yer alan öğretme durumları ile bunların iş görüleni belirten bir sıralama aşağıdaki gibidir. Öğretme sürecinde yer alması gerekli muhtemel olaylar şunlardır. 1.Dikkati sağlama ve motivasyonu harekete geçirme:Öğrencide öğrenmenin başlayabilmesi için öğrencinin dikkatini belli noktalar üzerinde yoğunlaştırması gerekir.Dersteki yenilik ve değişiklikler öğrencinin dikkatini çekmede önemli hususlar;bireyin amaçları da dikkati kontrol eden önemli iç kaynaklar arasındadır.[ Genel olarak dikkat ani uyarıcı değişiklikleri ile sağlanabilir.Örneğin;oda aydınlığındaki ani değişmeler,odada ani ses değişmeleri,öğretmenin ses tonundaki alçalma yükselme ve vurgulamalar,el çırpma,öğrenciye adıyla hitap etme ve benzeri uyarıcılar dikkat çekmede kullanılan bazı uyarıcılardır. 2.Öğrenciyi dersin amaçlarından haberdar etme:Öğrenci öğretim işinin başında o derste neler öğretileceği belirtilmelidir. Bu suretle öğrenci dersin ya da ünitenin sonunda neye göre değerlendirileceğinin bilgisine sahip olur. Amacın önceden duyurulması,yönetim mekanizmasını harekete geçirir ve beklentilerin oluşmasında yardımcı olur.yeni öğrenileceklerle ilgili bilgi ve becerilerin hatırlanmasında hedeflerden haberdar olma öğrenciyi konu dışına çıkmaktan kurtarır,öğrencinin konu üzerinde odaklaşmasında yardım eder. Beklenti öğrencinin yoğun olarak öğrenme çabasını sürdürmesini yardım eder ve başarılı bir performans göstermesini sağlar.Öğrenme ürünleri ile öğrencinin ilgilerini bağdaştırmak, ilişkilendirmek öğrenciye hedeften haberdar etmenin önemli bir amacıdır. 3.Yeni öğrenmeler ile ilgili daha önce öğrenilmiş bilgi ve becerileri hatırlama:Öğrencinin öğrenme işine katılması ve öğrenmeyi sürdürmesi yeni öğrenileceklere doğrudan ilgili daha önceden öğrenilmiş bilgi ve becerilerini hatırlaması ve kullanmasına bağlıdır. Öğretmen öğrencilerin daha önce kazanmış oldukları yenilikleri soru sorarak,açıklama yaptırarak, tartışarak ortaya çıkarmalıdır; varsa eksikleri tamamlamalıdır. Ön koşullu öğrenmeler kullanıma hazır hale getirildikten sonra yeni öğrenmelere geçilmeli eski ve yeni öğrenmeler arasında ki ilişkiler kurulmalıdır.Örneğin şahıs zamiri ve yüklem uyumunun incelendiği bir derste ön koşul öğrenme olarak şahıs zamirlerinin neler olduğu hatırlatılarak konuya başlanılabilir ve daha sonra şahıs zamirlerine uygun olarak fiile takılacak takıların neler olması gerektiği incelenilebilir. 4.Uyarıcı materyallerin sunulması:bu olay performans olarak öğrenciden beklenen davranışların yapılmasını sağlayacak ve kolaylaştıracak uyarıcıların öğrencilere duyurulması işlemidir. Öğrencilerden bazı bilgileri kendileri bulmalı isteniyorsa soru sorulmalıdır.Bir öğretme olayında önemli olan,öğrenciyi etkisi altına alacak uyarıcıların verilmesidir.Önemli olan diğer hususta hedeflerin ulaşılmasına yardım edecek olan uygun uyarıcıların seçilmesidir. Örneğin matematikte toplama işlemi becerisini kazandırılması için başlangıçta toplama işleminin nasıl yapıldığını söylemesi yerine toplama işlemine başvurulmasını gerektiren bir problem daha çok uygun bir uyarıcıdır. Kavramların öğretiminde bir kavramın değişik cümleler içinde kullanılması öğrencilerin büyük çoğunluğunun anlaşılmasını kolaylaştırır.Sunulacak uyarıcıların etkili olabilmesi için ayırt edici bir özellik taşıması gerekir.Örneğin çocuklara tek ve çift sayılar öğretiliyorsa “bakın bu dizideki sayılardır denebilir”.Özne ve yüklem uyumunu öğretildiği bir derste “bu cümledeki özne ve yükleme dikkat edin” gibi bir uyarıcı cümle ile öğrencinin seçici algısı doğrudan öğrenme konusu üstüne yönlendirilebilir.5. Öğrenciye rehberlik etme:Bu olayda, öğrencinin içinde öğrenmenin gerçekleştirmesi için ipuçları verilerek ve geçici yardımlar yapılarak yönlendirmesi yer alır. Öğrenci cevabı kendisi bulabilecek şekilde yönlendirilmelidir. Rehberlik etmede amaç, öğrencinin doğru yolda olmasını sağlamaktır. En iyi yol gösterme stratejisi her adımda biraz yardım vererek ilerlemesini sağlamaktır. Öğrenme rehberi sağlamada en temel ve genel ilke;öğrenme rehberinin hedefe uygun olmasıdır.Örneğin;motor becerilerin öğrenilmesindeki rehber becerinin sıkça tekrar edilmesi otomatikleşinceye kadar pratik yapılmasıdır öğrenme rehberi,gerek sözel ifadeler, açıklamalar,vurgulamalar olsun,gerekse grafikler,tablolar,şemalar,resimler biçiminde olsun öğrencinin bilgiyi kodlaması sağlanmalı ve daha sonra da uzun süreli bellekten geriye getirilmesinde ip ucu görevi görmelidir.Örneğin;üçgenin alanını hesaplamayı öğrenecek çocuklara çevrelerinde var olan kare ve dikdörtgen biçimindeki kağıtları, nesneleri karşılıklı iki köşesinden katlamalı isteyerek iki üçgen elde etmeleri istenir.6. Davranışı ortaya çıkarma: Bu olay, öğrencinin öğrenmeyi gerçekleştirip gerçekleştirmediğini görmek için yapılır. Konuyu kavradığı hissedilen öğrenciden, “şimdi göster”, “yap”,”çiz”, “söyle” gibi ifadelerle öğrendiğini davranışa dönüştürmesi istenir. Davranışın ortaya çıkarılması öğrencinin öğrendiğini kendisinin de görmesi için gereklidir.Öğrencinin öğrendiklerini davranış olarak göstermesi için ya doğrudan sorulabilir ya da motor beceri tutumlar gibi öğrenme ürünlerinin ortaya çıkarılması için özel nitelikli düzenlemeler yapılabilir. 7. Geri bildirim (Dönüş sağlama): Doğru davranışın ortaya çıkarıldığı zaman gerçekleştiği kabul edilir. Bir çok davranış geri bildirimi bünyesinde taşır. Bir cümleyi söylerken kişi yaptığının doğruluğunu içinde hissedebilir. Fakat okul öğretimindeki öğrenmelerde geri bildirim otomatik olarak gelmez. Bu sebeple geri bildirimin dıştan sağlanması esastır. Geri bildirimin bir baş sallama mimik hareketleri, gülümseme kabul anlamına gelen bir işaret gibi değişik şekillerde verilebilir.Öğrenciye öğrendiği davranışın doğruluk ya da yanlışlık derecesi hakkında bilgi verir.Böylece öğrencinin doğru davranışları pekiştirilmiş yanlışları ise zaman geçirilmeden düzeltmesi için doğrudan bilgi verilmiş olur 8.Performansı değerlendirme:Öğrenilenlerin değişik durumlarda tekrar edilmesi onların kalıcılığını artırır.Yapılan araştırmalar öğrenmeden bir süre sonra yapılan aralıklı tekrarların öğrenmeden hemen sonra tapılanlardan daha etkili olduğunu göstermektedir.Öğrencilerin başka alanlara geçişini sağlamak için öğrenilenlerin yeni durumlarda kullanılması öğrencilerin problemlerle karşı karşıya bırakılması yararlı olur.[.Değerlendirme:Öğrenmelerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin formal yollarla kontrol edilmesi gerekir.Bu kontrol öğretim faaliyetleri sırasında olabileceği gibi öğretimin sonunda ve belli süre sonrada tapılabilir.Kontrol sırasında davranışın öğrenci tarafından yapılması ve değişik durumlar için de gerçekleşmesi beklenir. Öğretmen öğrencinin yeni öğrendiği kuralla ilgili yeterli gerçeklik ve güvenilirlik düzeyinde sınama durumları hazırlanmalı ve öğrencinin yeni öğrendiği kuralı çeşitli durumlarda kullanmasını sağlamalıdır.Sonuçta yeni öğrenilenlerle ilgili çeşitli durumlarda gösterilen performans değerlendirilmelidir.Örneğin; üçgenin alan hesaplama kuralını öğretildiği bir derste öğrenciden çeşitli nitelikteki üçgenlerin alanlarını hesaplamaları istenmeli;elde edilen sonuçlara göre öğrencinin üçgenin alanını hesaplama kuralını yeterli güven düzeyinde öğrenip öğrenmediği belirlenmelidir.Öğrencinin doğru davranışları pekiştirilmeli;yanlışları düzeltmesi için yeni ipuçları verilmelidir. DOĞRUDAN ÖĞRETİM MODELLERİ Rosenshine (1979) tarafından doğrudan öğretim ilkeleri şöyle özetlenmiştir.Doğrudan öğretim öğretmen merkezlidir.Öğrenciye sunulacak materyallerin yapılandırılması ve aşama aşama öğrenciye sunuluşunda öğretmen etkindir. Ders akademik odaklıdır.Öğrenciye kazandırılacak hedeflere ulaştırılacak etkinlikler için ayrılan zaman bellidir.Öğrencinin performansı izlenir ve öğrenciye anında dönüt verilerek yönlendirilir.öğrenci katılımı önemlidir.Öğrenme keyifli bir akademik atmosferde gerçekleşir. Doğrudan öğretim modelinin ilkeleri Ausybel’in sunuş yoluyla öğretim Gagne’in öğretim etkinlikleri, Madeline Hunter’in tam öğrenme programı Slavin’in bir dersin basamakları,Good ve Gows’un Misouri matematik programı gibi öğretim stratejileri ile aynıdır. Hemen hemen tüm modellerde öğrenciyi öğrenmeye hazırlamak üzere öğrenme konusu üstüne dikkati çekme ne öğrenileceği ve öğrenilenlerin nerede kullanılacağı hakkında öğrenciye bilgi vermeye dönük etkinlikler yer almaktadır.Böylece öğrencinin öğrenilecekler üstünde sağlanmaya çalışılmaktadır Tablo 1-2 doğrudan öğretim modelini benimseyen eğitim psikologlarına göre bir derste bulunması gereken öğretim etkinlikleri
Pedagog ESra Oskay                                                           

             | <<<ana sayfaya dön | sayfa başınadön | irtibat |
Telif Hakkı©2005
www.esraoskay.com   'a aittir.
  Son Güncelleme:16Şubat 2005