Bir yerlerde saklanıyoruz! Sanki başımız cebimizde, bedenimizi kimse görmüyor, sanıyoruz. Toplamışız tasa,nefret, kederi... Sıkıştırmışız ruhumuza belleğimize...Sevginin adresine dair elimize,kalbimize hiç bir şey almıyoruz!
Uçlarda, gizleniyoruz..Düne kızıp yarına umut beslemeden.İçimiz kan ağlarken sırıtıyoruz.
‘'Alem bizi mutlu sansın''!
Zor ilişkilerde, yaşam ağırlıklarında kayboluyoruz, kendimizi aldatarak,harcayarak!
Arkadaş –Dost yoğunluğunda boğuluyoruz! Ama hep yalnız kaldığımızı hissediyoruz.''sosyal yalnızlık'' içimizi kemiriyor.. Ne arkadaşın izlediği film,maç sırasındaki söylenilenleri, ne dost un yemek tarifi,çapkınlık anıları, ne de aile bireylerimizin ısrarları tatmin etmiyor.. Ayna ile yüzleşince her sabah ; bir bir anlatılıyor, gözlerden yansıyan ışınlarda çaresizlik, mutsuzluk! Ama soranlara'' Ben çok mutluyum!'' Bastıra bastıra söylüyoruz.. ‘'kimseler anlamasın'' Diye renk cümbüşüne boyuyoruz, benliğimizi! Pastelliğimiz ciyaklaşıyor.Ve yine kendimizi kandırmaya devam ediyoruz..
Kimse ne oldugunu açıklamıyor, kimse sıkıntısını paylaşmıyor,kimseler belli etmek istemiyor bilinçaltındaki ardiyeyi.Tıka basa dolmuş ,taşıyor bellek odasından; ama hala bastırmakta kendimizi dışa vurmamakta ısrar ediyoruz.. Bunun zararını yine biz! Yani organızmamız çekecek, belleğimize bile bile haksızlık ediyoruz..
Freud un b ir dönemlerde neden çok üstüne gittiklerini anlayabiliyorum; Freud bilinçlerin temizlenmesini dışa dökülmesini ve organızmanın bu doluluktan etkilenmeyip,ruhsal zedelere uğramamasını istiyordu..
Hz.İsa nın ‘'sevgi'' ile yaklaşımı, bilişselliğin güzelliğini istemesi ve bu yüzden yanlış anlaşılması da düşündürücüdür! Sevgi ile yaklaşım, bilinçaltı gizlerinin boşalımını isteyen nice bilim adamları.... Hz. İsa ve Freud gibiler sonradan anlaşıldı!Keşke nice yaralı ruhlar bunu önceden algılayabilseydi!
Toplum kalabalığında yalnızlık çekerken konuma,koşullara ait olunmadığını düşünenlerin arayışında sanallık yüz gösteriyor. Sanal ortamların içinde yazar çizerlikle kandırıyoruz kendimizi !Bakalım; bu aldatış nereye kadar ! Hangi yürek teslim olmayacak,hangi bellek dayanacak, hangi benlik saklılarla yıkılmayacak!
Ağlamayı denediğimiz duyguların selinde; saklıları dışa vurmayı, bilinçaltını boşaltmayı denesek, herhalde o zaman ‘'sevgi ‘'tohumları beslenip mutluluk baş gösterecektir..
A.Esra OSKAY