| 130-EYLÜL VURUNCA |
| Ekşimtrak dolu hazanda, Mimoza sarısı yaban duvarlarda.. Çalıkuşu gibi sessizliğin Tanımsız ağrıları içimde. Gülen serçeleri arıyor gözüm. Kasaba gülleri soluyor, Kentler arası hüzünleri topluyor martılar. Gemiler tek tek yanaşıyor limana! Rotası bozuk kuğularla... Ruhum burkulunca; ... Vuruyor, bu eylül sabahı beni! Doğaya küs kelebekler... Zarif bakışlı mor menekşeler.. Ardında kalan yarım hazal türküleri, Sanki saksafon sesi gibi kulağımda; Olabildiğine ağıt dolu notalarda, Canıma işlercesine... Dantelleri solmuş karşı evin penceresinde, Bir çocuk ağlıyor. Annemin ağıtı gibi.. Ayrılık peronunda; sevdalar! Yaprak hışırtısından başka ses yok, esen rüzgarda.. ... İçime vuruyor bu eylül akşamı! Sevgiler vedalaşmış, Aşıklar ayrılmış gibi bir sancı odamda... Kitabımda son cümle; ’’Hazan sarhoşuyum!’’ Aklımda; çılgın sevdaların gürültüsü.. Dokunamıyorum; Ne gülüşlerime, ne sevinçlerime.. Her şey terk etmiş gibi beni... Bir elveda diyemeyecek ürkeklikte; Baharda tanıdığım yaren! Ve İçime vuruyor bu eylül gecesi.. ... Derinden derine yakıyor eylül... Sarsıyor kalemimi tümceler.. Kelimeler ağlıyor, eylül hüznüyle! Ahh bu renksiz bahar yalnızlığı.. Ah bu son sarı, bahar, Eylül, Anıları beni kötü vuruyor!!! A.Esra OSKAY 6.08.0005 22.30 |