BABAM VE BEN!
Ölümsüzleştiriyor elde kalanlar, fotoğraflar, mektuplar, kitaplara yazılan küçük notlarla armağanlar..
Kitaplığımı karıştırırken; hediye edilen kitaplar ve kitabın ilk sayfasına yazılan küçük notlarda anımsadım babamı! Rahat okuma koltuğuma oturmuş, ne zaman armağan etmişti, bu kitabı derken; birden gözüme ilişti duvarda asılı çocukluğumun resmi;
“Şımarıklığım üzerimde, sarılmışım babamın boynuna..”J” Nasılda sarmış,canım babam sıkıca beni..”
Yanında asılı diğer resimde ise annemi, babamı sağıma soluma almışım; özgüvenli çocuk huzurunda.. Bakınca resimlere mutlu oluyorum. Ne kadar tatlı, ne kadar çok gülmeyi başardığım babamın sarılışındaki ben de!
Aslında resimler ele veriyor, dündeki yaşanılanları.. İçten sevgileri, mutluluğu, kederi, elemi saklayamıyor, dünde çekilen fotoğraflar…
Babama sarıldığım resimde; yarınlarda neler olacağı endişesini düşünmeden, hayallerimin saflığını görebiliyorum. İnsan, baba kollarındaki gibi sanıyor hayatı, yaşamın çelişkileri sanki hiç olmayacakmış gibi.. Dedim ya; fotoğraflar, yazılan mektuplar, küçük notlarla geçmişimizden kalıyor en güzel hatıralar…
Şu duvardaki fotoğraf ve elimdeki kitapla dalıyorum yine dündeki çocukluğuma;
Ne güzel annem, babam var, ne çok sevgiyle yaşattıkların aile tadı.. Özentisiz, içten, her şeyin bolluğuyla büyüttükleri çocukluğum.. Sıkıntı yaşatmadıkları, saygı sevgi dolu ilişkileriyle model oldukları aile sahiplerim. Babamın sorumluluk ve baba olma güzelliğini layıkıyla yaşadığı ve yaşattığı babalığını düşünüyorum, gözlerim buğulanıyor. Zorluyorum belleğimi; ama hatırlayamıyorum; bilincimde her hangi bir tatsız acı sıkıntıyı.. Aslında çokta iyi olmuyor sorunsuz çocukluğu yaşamak, yaşatabilmek için görevlerini tam yapmaları.. Doğru olanı yapan aile büyüklerimi eleştirdiğimde;
Keşke ağlamama da fırsat tanısalarmış, hüzünlenip, başkalarındakinin ben de olması için kıskanmamı, özentiyi yaşamamı..!
İnsanların hata yapabileceğini, çıkar için dostlukları hiçe sayabileceğini keşke gösterselermiş. Yada sevgilerin bazen masum olmayacağını, bencilliği öğretselermiş..!
Öylesine güzel, öylesine yarasız geçmiş ki çocukluğum, şimdiki başarımın çizgisinden belli oluyor. Ama zorlukları da yaşamalıymışım, birden çıkınca olumsuzluklar şaşırıp kalıyor, insan!
Ah canım babacığım; ne de güzel yazmış, elimdeki şu kitaba:
“Sende kendimi buluyorum, cesur ,kararlı, onurlu, çalışkan..
Zaman zaman ayağın kayacak, düşeceksin ama ezilmeden yine ayakta güçlü kalacaksın.. Canın acıyabilir ama onurun hiçbir zaman kanamayacak.. Seni seviyorum, Baban!’’
Sanırım bir yetişkinin en güzel elinde kalan hatırası, çocukluğundan aldığı sevgi, düzgün yaşam biçimi, onurlu bakışıyla anımsadığı geçmiş izleridir.. Zor yaşamın çıkmazlarında her ne kadar şaşkın kalsam da, aldığım derin sevgi ile üstesinden gelebiliyorum, sancılara ağrı kesici olabiliyorum.
İlk yaşanılanlar, ilk sevinçler, ilk doğrularla şimdiki günüme aydınlıkları sağlayan canım babamın, babalar gününde sıcak ve yine şımarık gülüşümle sarılmak, kollarında büyük iken gözünde hala küçük çocuğu kalmak müthiş bir duygu.. Bu duyguyu yaşatan, sorumluluk sahibi tüm babaların gününü sevgiyle kutluyorum..!!
A.Esra OSKAY
www.esraoskay.net-www.esraoskay.com
Tasarım:
www.onlinetasarim.net
|