Tükenir elbette; denizde kum, gökte yıldız. Bu yürek, bu ruh cömert, bu kalp sessiz, dingin. Gerçek insan sevgisiyle dolu, yoğunluğa çaresiz, görüp, yaşanılanlara da bir o kadar şaşkın. Olmak gerekmiş; acımasız biraz da kayıtsız. Biraz umursuz, kaygısız az birazda hissiz. Az sevgi ile yıkık dostlukla yaşamak lazımmış. Hercai olmak lazımmış; her çiçeğe göz kırpan, kelebek olmak; süresi kısa, ömrü az…
İstediğine selam vermek, işine gelmiyorsa görmezden gelmek. Görmek anlamak, anlayamamak. Duyup da, sesleri önemsememek. Dalınca değil, yaşarken kulağa tıkaç tıkamak, gözyaşlarını; yağmur damlası sanmak, yaralara kabuk bağlamamak gerekmiş.
“Bana ne” demek; sevgiliyi acısıyla, dostu sanrısıyla, arkadaşı suskunluğu ile bırakmak.Yürürken sallanıyor mu, yüzü soluk mu, alınacak, kırılacak mı, öfkelenecek mi, sevinecek mi, hasta mı; ”Bana ne” demek, gerekmiş.
Nasıl bir şeyse, nasıl becerebiliyorlarsa; son günlerde bazıları böyle yapıyor. Böyle mutlu olma yolunu seçmişler. Duygusuz, duyarsız! Ama huzurlu… Öğrenmek, uygulayanları izlemek, ders almak gerek.(!)
İki gün sonra bozulacağını bile bile alıcıya;
“süper bir ürün, çok memnun kalacaksınız.”
Sağlığa zararlı, katkı maddeli sıvıları içmemek, her öğün içiyormuş gibi satışa sunmak.
İyileşemeyecek hastayı, zarf içindeki beş para ile ameliyata almak; “Bir hafta sonra yataktan kalkacak, hastayı morga göndermek.”
Yardım edilmesi gereken, acil bir işe; “sonra hallederiz.”
Korsan kitabın, emekçiliğini inkar ederek, orijinal yapıt diye süslemek.
Öğrenme zorluğu çeken bir öğrenciye; “Çok zeki, mükemmel öğreniyor” diyebilmek zor sanat!!
Böyle ağır ve vicdansız işleri; hemen hemen toplumun bazı bireyleri böyle yapıyor. Esnaf, Dr., Öğretmen, Avukat, İş adamı, ticaret yapan satıcılar, yöneticiler vd.leri böyle.
Yapılanlara şaşırıp, şok yaşadığınızda; sessizce yaklaşıp, “Sana ne’’ deyip geçiyorlar. Kokteyl hayatta ‘’Bana ne’’, ’’Sana ne’’ demek kolaylığını öğrenebilirsem, ben de bu yaşamda rahat olabilir miyim?
Kaç programı öğrenmem, kaç dönemi geçirmem gerekiyor bilemiyorum. Ne zaman, hangi zamanda, hangi oluşumda bu dersler veriliyor ve bu derslerin vizelerinden geçmek, finaldeki puanı yakalamam gerek.Yoksa bu şokları yaşadıkça 250 gramlık kalbimin ritmi hızını kaybedecek. Beyin hücrelerim kendini yenilemeyecek. Salgılar organizmama hasar verecek.Sonra enkazlaşırsam, nasıl dostlara gülebilirim ki?
Bakın; yine unuttum,onların umurlarında olan ben değilim ki, elimdeki imkanlardan faydalanabilme çabaları. Olumsuzluklarda travma yaşamışım; ”Kime ne..!’’
…..
Güncel olan bu işleve, şaşırıp, yaşadıklarımı denemek sonra karar vermek istedim.
“Katı, gaddar, hoşgörüsüz olmak için karar verdim. Bir sabah uyanıp, aynadaki bana;
“Kendime günaydın,başkalarından bana ne” dedim.
Yolda karşılaştığım, yaşlı, genç ve hatta kıyamadığım o canım çocuklara da; tebessüm etmedim. Olabildiğince acı baktım. Arkamdan ne derlerse desinler, “ne suratsız şeymiş’’söyleme ihtimallerinde; “Bana ne desinler’’dedim.
Lodos esintisinde işyerime geldiğimde; dönen koltuğuma yayıldım.
‘’Çaycı; çay hazır içer misiniz?’’
’’Hayır, taze kahve istiyorum. Ne bu masanın hali, iyi temizlememişsiniz, tekrar temizleyin.’’Köpüğünü beğenmedim geri gönderdim, nescafe istedim.
İçimden; birileri gelse de, süslü sözlerle, laf kalabalığı ile kandırsam, bu gün çok para kazansam, ticaret nasıl olurmuş zevkine varsam.(acaba bende başarılı olabilecek miydim!)
’’Çalışanlara, kalbimdeki sevgiye dur deyip, sert baktım.Bir anda atmosfer değişti.Herkes sevgi ile çalışırken, tedirgin çalıştıklarını görünce;’’Bana ne’’dedim.
Dışarıdan ses geldi, insanlar koşuştu. Belli ki bir kaza olmuştu. İşime baktım;’’Bana ne..
’’Ödemeler gözüme ilişti, finans hazır olduğu halde, gününde ödememeyi, bekletmeyi düşünüp;’’Beklesinler!..’’
Güne uyandığımdan bu ana kadar,birkaç saat geçmişti. İçimde ise çok şey birikmişti. Çünkü bugün cömert değildim,gülücüklerim,sevinçlerim,selamlarım,günaydın sözcüklerim dolu doluydu.Tüketmediğim,sevgiler aklıma geldikçe,ne bir ‘’Merhaba, Günaydın yazdım mesajlara ne de arama yaptım. Kim nasıl güne başlarsa başlasın;’’Bana ne..’’
(Bu sabah çok şey biriktirmiştim. Ama yinede daralıyordum. Canım sıkkındı. Sanki fazlalık vardı, ruhumda. Çünkü, sevgileri dağıttıkça mutlu olan biriydim. Acaba başarabilecek miydim, vermeden, alırken mutlu olabilecek miydim.)
Tam alıştım derken; bahçede bir çocuk ağlıyordu. Çalan telefonumun ucunda ise arkadaşım; hasta olduğunu anlatıyordu. Anında topladım bencil olan, çıkarcı kimliği, cesurca, gururla çöpe attım. Önce, 11 yaşındaki Tuğçe’nin gözlerini sildim. Sonrada hasta arkadaşıma koştum.
Yine ben oldum, birkaç saatlik ‘’Bana necilikten’’kurtulma huzuru ile dost yüreğimi, sevgi kalbimi açtım sonsuza dek, neşe ile…
Kimler nasıl edinmiş, nasıl başarabiliyorsa, başarsın. Kim çıkar için bir başkasını aldatıyorsa aldatsın. Hastalığa,yoksunluğa yardım etmeyi zorluk kabul etseler de, kim ki, bir başkasına sevgisini saklıyorsa, kim dost elini açmıyorsa açmasın, kim ki menfaati için yalan konuşuyorsa, konuşsun…
Anladım ki; katı olamamış ve bu sınavdan barajı aşamamıştım. Ruhumun ve kalbimin güzelliklerine sarılıp, yine dostlara sevgi ile gülüyor, insanlığı yok edemiyorum; ne para için ne de sevgi için… Değişemedim, değişmeyeceğim, bende böyleyim;
“Kime ne…!’’
07.04.2008
A.Esra OSKAY
www.esraoskay.net-www.esraoskay.com
Tasarım:
İSMAİL DÜLGER
|